sosyomat.com

  1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

Yönetmek için doğanlar...

 (devamı)

bu topluluğa katıl

(üyelik herkese açık)

etiketler

bu grubun son ahkam alan etiketleri

fotoğraflar

grup fotoğrafları
  1. mini
  2. mini
  3. mini
  4. mini
  5. mini
  6. mini
  7. mini
  8. mini
  9. mini
  10. mini

not panosu rss kaynağı

neler demişler

ne güzel bi topluluk yapmışım, o kadar açıklayıcı anlatmışım ki aşağıda; kimse soru sorma gereği duymuyor. Aferim bana :> hihihihihi

kedikedi   09 Eylül 2009 18:37  

selamlarr :=) bnde indigo kristalim

askparolasi   01 Temmuz 2009 21:40  

memnun oldum :> hoşgeldin :>

kedikedi   16 Temmuz 2009 23:00  

Kedikedi, bu topluluğu siz mi açtınız? Tebrik ederim. Teşekkür ederim. Çünkü, pek çok indigo, sanırım, çok yanlış anlaşılıyorlar. Asıl sorun şurda ki, "Ben indigoyum" deseniz, karşı taraftan "aaa,öyle mi,pardon" gibi bir cevap almanız mümkün değil. :))) Peki naapmalı acaba??

LaLinea   07 Aralık 2008 19:09  

öncelikle teşekkür ederim ilginize :> ilk olarak alttaki notunuza yorum yapmak istiyorum :>
bu dünyada hiç birimiz yalnız kalamıyoruz değil mi? yalnız kalmaktan hoşlanıyoruz belki ama bir süre sonra sıkılıyoruz, ya da midemiz ağrıdığında kendimizin elinden başka bir el istiyoruz midemizi ovsun diye. Bu dünyaya paylaşıma zorunlu halde gönderildik bizler. Çünkü deneyimlememiz gereken en önemli şeylerden biri paylaşım benim araştırmalarıma göre. :>
sürekli verici olup almamanın kerizlik olduğu kanısı bence bakış açısına göre değişir. :>
eskiden bu bana çok saçma bir cümle gibi gelirdi "bakış açısına göre değişir" ama şimdi diyorum ki çok doğru ve çok rahatlatıcı.
Tanrı bizlere özgür irade verdi. Özgür irade hem harika bişey hem de benim bazen hiç hoşlanmadığım ve içimde tedirginlik oluşturan birşey. :> Özgüre iradenin olduğu yerde hiçbir zaman tam doyum ya da %100 mutluluk v.s. olmaz gibi geliyor bana. ki bize verilen %100 özgür irade değil bence hehehe.
Sana da özgür irade verildi, bunu kullanmak da en doğal hakkın :> Evet, ancak ego bir kenara bırakıldığı zaman sonsuz zekâ ve sonsuz sevgiye ulaşabilirsin deniyor. Ama Buda da buna ulaşabilmek için özgür iradesini kullanıp karısını ve çocuğunu terketti :> Acaba o kadın ve çocukları nasıl yaşadılar dimi? acaba o çocuklar da en önemli dönemlerinde babalarının onların saçlarını sevmelerini, dizinde oturmayı falan istemez miydi?
otobüste yaşlılara yer verenler var ya :> onlar da kendi çıkarları için yer veriyorlar, kendilerini daha mutlu hissetmek için :>
gerçekten vermek istemediğin şeyler varsa maddi ya da manevi, vermemeni tavsiye ederim. Belki karşındaki kişinin de bunları deneyimlemesi gerekiyordur senin tarfından. :>
şunu da eklemek istiyorum :> bir arkadaşım sanırım bir kitapta okumuş ve bana söylemişti çok üzgün hissettiğim bir zamanda :>
"bizleri en çok üzen kişiler, aslında zor deneyimlerimizi en hafif darbelerle atlatmamız için gönüllü olan ruhlarmış" Yani aslında bizi o kadar seviyorlarmış ki bizim onlardan nefret etmemizi ya da affetmememizi bile göze alıyorlar :>
Unutma hep verici olanlar keriz değiller, bakış açısına göre değişir. :> Ayrıca gerçekten istemediğin hiçbişeyi yapma, iyi olmak, ya da iyi hissetmek illâ ki herkesi bütün zamanlarda önemsemekle olmuyor :> ama belki de bahsettiğin kerizliği deneyimlemen gerekiyordur :> heheheh biraz daha yazarsam saçmalamaya başlarım :> "insanların saçmaladıkları anlar, duygularının en yoğun oldukları anlarmış" :> Sevgiler... :>

kedikedi   22 Aralık 2008 15:01  

Sanırım ben bir indigoyum, ancak insanlığın ve sevginin olmadığı kanaatine vardığım anlarda çok saldırgan(sözle ve öfke şeklinde) olabiliyorum. Karşımdaki insan da şaşırıyo.. Tamam karşılıksız vermeli ve sevmelisin ama, nereye kadar. İnsanlara bunu verince hep almak istiyorlar. Bir kere de "tamam, şimdi de ben veriyim "demiyorlar. Hele artık sizden alamadıkları zaman, küsüp darılıyorlar ya.. ben artık bunlara gülüyorum.Eskiden "aman üzülmesin, darılmasın" diye ne uğraşırdım. Artık gücüm kalmadı. İnsan biraz da kendisine verilsin istiyor. Ne yani hiiiiiiiiç mi istemiycez? Hep vercek miyiz? Biz keriz miyiz?
Bu noktada takılıyorum.
Yardım edebilecek biri var mı?

LaLinea   07 Aralık 2008 18:58  

merhaba indigolarla ilgili bilgi alamk istiyorum

tozu   20 Haziran 2008 10:46  

mesaj attım :>

kedikedi   04 Temmuz 2008 10:35  

kendini keşfetmeye başlamış olanlara hayırlı olsun :>

kedikedi   28 Ekim 2007 12:58  

indigolar panosu rss kaynağı

İndigolar hakkında bilgiler

Yeni Çocuklara Ebeveynlik Etmek: Çocuğunuz İle Kontratınız

Celia Fenn aracılığıyla

Size iletmek istediğimiz bu bilgi geçen ay sizinle konuşmuş olduğumuz konunun devamıdır. O kanallıkta sizlere ailedeki geçiş ve değişim modellerinde enerjinin ve çocuklarınızın enerjisinin nasıl birbirlerine bağlı olduklarını gösterdik. Burada ise her çocuğun gezegene bedenlenmeden önce o seçmiş olduğu ailesi ile ruh seviyesinde yapmış olduğu kontratın doğasını konuşmak istiyoruz.

Ebeveyn ve Çocuk Arasındaki Kontrat

Dünyaya bir ruh bedenlenmeden önce burada onun gelişim ve evriminde ruhsal ihtiyaçlarını karşılayacak bir yer ve bir aile seçer. Emin olun ki çocuğunuz sizi, kendi ve sizin gelişiminize uygun gelen bir nedenle seçmiştir, bu yüzden bu ruh kontratları her zaman doğasında karşılıklıdır.

Ebeveyn maddi düzlemde onun hayatta kalabilmesi için yeni gelen ruhun genç vücudunun bakımı, korunması ve gerekli becerilerle donatılması görevini üstlenir. Ebeveyn ayrıca çocuğun gezegen üzerindeki ruhsal misyonu ile ilgili olabilecek yetenek ve becerilerin kazanılmasında görev alır. Çocuk, diğer taraftan ebeveynlere, daha yüksek titreşimli ve derin bir şekilde bilge olan bir ruh olarak, onların farkındalıklarının artması için yardım eder. Bu evrimin doğal bir yoludur, çocuğun ruhu her zaman evrim spiralinin yukarısındadır ve bu yüzden ebeveynin evrimleşmesine de yardımcı olur. Fakat ebeveynler, bu hediyenin farkında olmalılar. Bu şekilde uyanmamış ebeveynler çocuklarını kontrol edilmesi ve şekillendirilmesi gereken kırılgan varlıklar olarak görürler ve her yeni çocukla onlara gelen bilgelik ve hediyeyi göremezler.

Yeni Dünyanın geleceğinde, doğan her çocuk ruhunun bilgeliği ile tanınacak. Ve ebeveynler çocukla ona ruh kontratlarının farkında olacaklar, ve çocuğun fiziksel iyiliği için karşılıklı olarak maddi sorumluluklarını yerine getirmeye çalışacaklar.

İndigo Çocuklar

İndigo titreşimindeki bir çocuğun destek ve bakımını üstlenmeleriyle ebeveynleri, gezegene yeni bir formda enerji taşıyan bir ruhun bakımını sağlayanlar olmak üzere kontrat yapmış olurlar. İndigo çocuklar öncü ruhlardır ve ebeveynleriyle yeni aile ve topluluk hayatı formlarında öncülük etmeleri için kontrat yapmışlardır.

Çocuğun misyonu, sorgulamak, eski şekillere meydan okumak ve ortaya yeni şekillerin çıkmasına yollar yaratmaktır. Bir indigo çocuk ayrıca çok hassas, sevecen, yetenekli ve önsezilidir. Ebeveynler, yapabildikleri kadar, bu hassas ve güzel enerjiyi besleyecek ve çocuğun üstün hediyeleri ve yeteneklerini besleyecek yollar bulmayı üzerlerine alırlar.

Çocuk, diğer taraftan, yeni yolların öğretmeni olmanın sorumluluğunu taşır. Fakat bunu yapabilmek için eski yollara meydan okumak ve onları yıkmak gerekmektedir. İndigo çocuk bunu iki şekilde yapar. İlk olarak, o her inanç sistemini sorgulayacak ve meydan okuyacak ve siz veya bir başkasının ona empoze etmek istediği şey konusunda "buyuracaktır". Bu şekilde onlar için uygun olanı ve olmayanı göstereceklerdir ve sizlerin ebeveynler olarak onları dinlemeniz ve öğrenmeniz ve sizin isteklerinizi onlara zorla kabul ettirmeye çalışmamanız gerekmektedir.

Çocuğun ikinci öğretim metodu ise ebeveynler için bir “ayna sağlamaktır”. Çocuk ebeveynlerin hayatlarındaki bozuk modelleri alacaktır. Bu modeller genellikle düşük özgüven ve kendinin reddedilmesi ile ilgilidir. Bu yüzden bir çok indigo, uyuşturucu istismarı ve rasgele cinsel ilişki kurma gibi kendi kendini imha modellerine doğru çekilirler. Ailelerini ve topluluklarını kendini imha etme modelleriyle yansıtırlar

Bu yüzdendir ki bir çok İndigo ebeveyni görünüşte ergen İndigoların yıkıcı davranış modelleri ile mücadele etmektedir. Ebeveynler, öncelikle kendilerinin kendini imha modellerini gözlemlemeli ve daha sevecen ve hayat veren modelleri kendilerini ve çocuklarını desteklemek için anlamalıdırlar. Kaç tane ebeveyn kafalarını ve vücutlarını zehirleyici düşünce ve maddelerle doldurmakta ve zamanlarını gerçek hislerini bastırarak sevmedikleri işlerde geçirmektedir? Sizin İndigo çocuğunuz bunu size farkettirecektir ve bu öğrenilmiş ve miras olarak alınmış oluş şekillerinden kurtulmanızda size bir rehber olacaktır. Sizlere eğer kendi gerçeğinizde olursanız kim olduğunuza, ne olduğunuza ve nelere kadir olduğunuza uyanmanıza yardımcı olacaklardır.

Kristal Çocuklar

Kristal titreşime sahip olan Çocuk, ebeveynleriyle farklı bir tür kontrat getirir. İndigoların yıkıcı takımdan oldukları söylenirse, Kristaller yapıcılardır. Bu yüzden kristal ve indigolar genellikle aynı ailede bedenlenirler. Bu, yapıların ortadan kaldırılmasını ve yenilenmesini sağlar.

Fakat, Kristal bir çocuk çok yüksek titreşimli olduğundan ruh misyonu Gezegensel kristal ızgara üzerinde çalışmak ve küresel değişimin kolay olması için enerji tutmayı da içerir. Böylelikle, Kristal çocuk ile olan kontrat ebeveynler için daha da meydan okuyucudur, çünkü bu küçük çocuğun görevinin aile çevresinden çok daha öteye yayıldığını, bilge ve güçlü bir ruh olduğunu anlamalıdırlar.

Bu yüzden Kristal çocuklar çok stresli ve çok enerjiktirler. Onlar, sadece aile seviyesinde değil fakat daha büyük bir topluluk seviyesinde de, çevrelerindeki enerjilerle çalışırlar. Ebeveynler için meydan okuyucu olan, Kristal çocuğun varlık ve ruh görevini anlamak ve onları ona göre desteklemeye çalışmaktır.

Karşılığında, Kristal Çocuk ebeveynin ruhsal gelişimini destekleyecektir. Kristal çocuk ebeveynlerin gelişmesi için ihtiyacı olan kişi ve olayları hayatlarına “çekmek” için muktedirdirler. Çünkü Kristal çocuğun bilinci çok geniştir ve aileye o zamanda en faydalı olabilecek varlıkları çekip yerleştirebilir. Bu yüzden, Kristal çocuk ebeveynleri bu çocuğun bir armağanı olarak kendilerini büyük çoğunlukla büyüme ve gelişim yolunda hızlanmış buluverirler.

Ruhsal büyüme genellikle aile içinde daha yüksek bir farkındalık bilinci yaratmaya yarayacak ve ailede yeni etkileşim ve saygı şekilleri yaratacaktır. Buradaki en güçlü öğretim “varlığın eşitliği” olacaktır. Kristal çocuk aileyi güçlü, sevecen ve yaratıcı enerjilerle donatır. Ebeveynlerin “eşitliğini” ve ihtiyaçların sevgi, saygı ve onurla karşılanması gerekliliğini getirir. Gelecekte, çocuklar eşit olarak kabul edilecekler ve ailede sadece bağımlılar olarak değil eşit “hakka sahip” kabul edilecekler.

Çocuklar, onları da etkileyen aile meselelerinde danışılacaklar ve onlara tercih ve seçim hakları verilecek. Bu onların öğretisidir ve sizler, ebeveynleri ile yapmış oldukları karşılıklı faydası olan karşılıklı onur, saygı, destek ve sevgi kontratlarıdır.

ÇEVİRİ: 2004 © Burçak Alkanlı

Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz. STARCHILD

kedikedi   14 Eylül 2008 15:06  

İndigo Çocuklara Nasıl Yardım Edebiliriz?

Syracuse, New York – 11 Mart 2001

(Steve Rother vasıtasıyla, Grup tarafından aktarılmıştır)

Eğitimciler İndigolara ilk yer açacak olanlardır. Onları bunu yapmaya davet edin. Eğer bu çocuklar sizden daha zeki iseler bundan korkmayın. Öğretmenler olarak bu sizin için zor olabilir ama, onların sizin sınırlarınızı aşmalarını bekleyin ve onları buna teşvik edin, ve bunu başarı ölçünüz olarak bilin. Bu çocukları onlara ayrılmış o küçük kutuya uydurmaya çalışmayın. Bunun yerine, onların ne kadar ileri gidebileceklerini görün. Kapıyı açın.Onlara meydan okuyun. Onları öncelerinden daha iyi olmaya teşvik edin. Bunu bir oyun haline getirin, çünkü onlar oyunlara bayılırlar.

İnsanların değişime direnmelerini doğal bir şey olduğunu anlamalısınız. Ancak, indigolar buraya değişime eğilimli olarak gelmişlerdir. Dolayısıyla, onlar ilk başta sorun çocuklar ya da baş belaları olarak görülebilirler. Onlar sizin sahip olduğunuz şeyleri değiştirmeye başlamaktalar. Sizler doğal olarak bu değişimin bazı olumsuz yanlarını görüyorsunuz. Eğer bu çocuklara meydan okunmamış ve onların canları sıkılmışsa, siz sonuçta deneyimlenen bazı zorlukları görüyorsunuz. Onların canı sıkıldığında, düş kırıklığına uğrayıp sonuçta yıkıcı olabilirler. Eğer bu düş kırıklığını dışsal olarak ifade ederlerse, siz bunu yıkıcı davranış olarak görürsünüz. Eğer düş kırıklığını içlerinde tutarlarsa, o kendini-yıkıcı davranış olarak ortaya çıkabilir ve bu sizin için çok üzücü bir durumdur. Bu durum kendini bağışlamayı gerektirir. Siz her şeyi çok kişisel olarak alırsınız, ancak bazen kimsenin kabahatli olmadığını hiç düşündünüz mü? Bazen “kötü” şeylerin nedensiz olarak vuku bulduğunu, ve ancak yıllar sonra o “kötü” şeylerin aslında başarıyla yerine getirilmiş bir kontrat olduğunu gördüğünüzü? Bağışlayın ve Oyunu tekrar oynayın. Oyunu kendiniz için eğlenceli kılın ve o anlayışlı çocuklar sizi örnek alacaklardır.

Titreşimlerinizi Kristal Çocukların titreşimine yükselttiğinizde biyolojik bedeninizde taşıyacağınız yüksek güçten söz etmiştik. Bu yüksek gücü taşıyabilmeniz için biyolojinizi değiştirmeniz gerekecek. Bunu başarmanın iki yolu vardır. Bunlardan biri henüz anlatmadığımız, basitçe “OverLight" * diyeceğimiz bir süreçtir. Bu süreç sizin burada kalıp mevcut biyolojinizi yüksek titreşimlere uyulmamanızı sağlayacaktır. Geriye kalanlarınız ise bir dahaki sefere Kristal Çocuklar olarak enkarne olacaksınız. Bu sihirli varlıklar DNA’larının on-iki ipliği de tam birleşmiş olarak doğmaktalar.

Şu anda bu dünyada bulunan çocukları zor zamanlar beklemektedir, çünkü Kristal Titreşimli Çocuklara yer açmak için epey değişim gerekli olacaktır. Şimdiden burada onların öncüleri bulunmakta, onlar ortamı yoklamaktadır. Yakında Kristal Çocukların sihirli niteliklerini daha çok sahip olanlar gelecektir. Şu anda siz kendinizi iyi bakarak onları ve onlara yol açmakta olan kendi çocuklarınızı en iyi şekilde destekleyebilirsiniz.

Kristal Titreşimli Çocuklar sizin daha önce görmediğiniz sihirli niteliklere sahiptirler. her şeye sevgiyle bakan, ve düşündüğünüz her düşünceyi okuyabilen, hissettiğiniz her duyguyu hissedebilen birini hayal edin. Perdenin ötesini görebilen, ve yalanlara, aldatmacaya kapılmadan konuşabilen birini hayal edin. Şimdi gelen öncülerin bazıları niteliklerini kullanacak yaşa gelene dek ana-babaları çocuklarını ne pahasına olursa olsun koruma eğiliminde olacaktır, ancak bu onların sandıkları kadar çok gerekli olmayacaktır.

(*) Grup’un sözüne ettiği OverLight süreci titreşimlerimizi kristal Çocukların titreşimlerine uyacak şekilde yükseltmemizi içeren bir süreçtir. Bu, fiziksel evrimi olduğu gibi, ruhsal gelişimi de içeren bir süreçtir. Şimdi kendi biyolojimiz değişirken OverLight’ın başlangıcını görüyoruz. Tüm şifalarda olduğu gibi, bu sadece her bireyin niyetiyle aktive edilebilir. Böylece, ilerlemeyi seçerek OverLight’ı aktive ederiz.

indigo türkiye

mail grubu

indigo dergisi kurumsal

indigo dergisi

genel arşiv

indigo dergisi forum

İndigoların ortak özellikleri

Dört farklı indigo tipi

Kristallerin ortak özellikleri

Yeni Çocuklar Geldi!

Kristal Titreşimli Çocukları Tanıyın

Kristalin Nitelikler

Yeni Dünyanın Çocukları

İlk Dalga İndigolar

İndigolar ve Masumiyetin Dönüşü

Yeni Çocuklar ve Mutasyon

kedikedi   14 Eylül 2008 15:05  

Üstün Zekalı Mı Sorunlu Mu?
Dr. Doreen Virtue (PhD)

İndigo Çocuklar’ın, tanrı vergisi bir üstün zeka ve yeteneklerle doğduklarını biliyoruz. Onların birçoğu doğuştan filozoftur ve bu çocuklar hayatın anlamı ve gezegeni nasıl koruyabilecekleri üzerinde düşünüler. Onlar doğuştan zeki ve yetenekli bilim adamları, mucitler ve sanatçılardır. Ancak, eski enerji üzerine kurulu toplumumuz İndigo Çocuklar'ın bu üstün zeka ve yeteneklerini bastırmakta, onların gelişmelerini ve dışa vurulmalarını engellemektedir.

Esas amacı bu değerli çocuklara el uzatıp yardım etmek olan, kar amacı gütmeyen bir örgüt olan Üstün Zekalı ve Yaratıcı Ulusal Vakfı’na göre, birçok üstün zekalı çocuğa yanlışlıkla, “öğrenme özürlü” tanısı konuluyor. Bu vakfın yöneticilerine göre, “Birçok üstün zekalı çocuk genel eğitim sistemi içinde harcanıyor. Birçok üstün zekalı çocuğa yanlışlıkla DEHS (Hiperaktiflik) tanısı konuluyor. Ve birçok ana-baba çocuğunun üstün zekalı olduğunun farkında değil.”

Onlar çocuğunuzun üstün zekalı olup olmadığını saptamanıza yardımcı olmak için, aşağıdaki özellikleri sıralıyorlar:

Böyle bir çocuk yüksek bir duyarlılığa sahiptir.

Aşırı derecede enerjiye sahiptir.

Çabuk sıkılır; bir şeye dikkatini ancak kısa bir süre için verebilirmiş gibi görünebilir.

Çevresinde duygusal olarak dengeli ve güven verici yetişkinlerin bulunmasını ister.

Eğer demokratik değilse, otoriteye karşı koyar.

Özellikle okuma ve matematikte belli öğrenme biçimlerini tercih eder.

O büyük fikirlere sahiptir, ama bu fikirleri gerçekleştirmesine yardımcı olacak kaynaklardan ya da insanlardan yoksun olduğundan kolayca düş kırıklığına uğrayabilir.

Araştırıp keşfederek öğrenir, ezberlemeye ya da sadece dinleyici olmaya karşı çıkar.

İlgisini çeken bir konuya dalmadıkça yerinde duramaz.

Çok şefkatlidir; ölümden, sevdiklerini kaybetmekten çok korkar.

Eğer küçük yaşta başarısızlığa uğrarsa pes edebilir ve öğrenme konusunda kalıcı engeller geliştirebilir.

Bu bana bir indigo çocuğun tarifi gibi geliyor. Size de öyle gelmiyor mu? Bu vakıf bizim şu bulgumuzu da doğruluyor: “Üstün zekalı çocuklar, tehdit edildiklerini ya da soğuduklarını hissettiklerinde içlerine kapanabilir ve o ortama ‘ait olmak’ uğruna yaratıcılıklarını feda edebilirler. Test ettiğimiz birçok çocuk yüksek bir IQ sergiliyor, ama onlar, çoğunlukla, ‘donmuş’ bir yaratıcılık ta sergiliyorlar.”

kedikedi   14 Eylül 2008 15:05  

Yanlış Teşhis Hiperaktivite

Jan Tober (İndigo Çocuklar Kitabının yazarı)

Ben bir sezgisel danışman olarak çalışıyorum. Danışmanlık yaptığım kişilerin çoğu çocuklarına Ritalin vermiyor. Onlar doğal olarak başka alternatiflere başvuruyor. Ancak, daha geniş bir kesit içeren bazı dinleyici gruplarımızda, dinleyicilerin, kendileri bu yolu onaylamasa da,"görümcemin çocuğu, yeğenim, komşumun çocuğu bu ilacı kullanıyor," dediğioluyor. Onlar, kendileri bu yolu onaylamasa da, başka İndigo ana-babalarını, bakıcılarını ve öğretmenlerini tanıyor.

Dikkat Eksikliği (ADD) ya da Hiperaktiflik (ADHD) teşhisi konmuş çocuklara Ritalin reçetesi yazılması ne yazık ki devam ediyor. Ne olmaktadır? Olan şu ki, biz dünyaya gelen yeni varlıklarla, yeni bir paradigmayla karşı karşıyayız. Onlar SOL BEYİNLİ olmanın onurlandırıldığı, SAĞ BEYİNLİ olmanın -ki bunlar sanatçılar, müzisyenler, dansçılar, ressamlar, yazarlar ya da yaratıcı düşünürlerdir- pek onurlandırılmadığı SOL BEYİNLİ bir topluma geliyor. İndigolar ise SAĞ ve SOL beyni bütünleştirmiştir ve onlar bizim bu beyin-yarıküreleri konusunda dengeye kavuşmamıza yardım edecektir.

Böylece, onlar SOL-BEYİNLİ bir dünyaya gelmektedir. Onlar burada onur ve şans elde edebilmek, gerçekten saygı görebilmek için o eski sisteme uymaya çalışmak zorundadır. Bu ruhlar, üstadlar olarak, gerçeği bilmekte ve bizim SAĞ-BEYİN tarzını onurlandırmaya doğru ilerlediğimizi bilmektedir ve onlar bu tarzın önemli bir parçasıdır.

Böylece onlar eski tarza uymayacaktır. Onlar burada bir misyon yaşamı için bulunmaktadır ve bu çok önemli bir bildirimdir. Onlar burada bir misyon yaşamı için bulunmaktadır! Onlar burada eski tarza uymak için bulunmamaktadır.Biz burada onları anlamak, onlardan öğrenmek ve onların bize yeni bir varoluş biçimini öğretmesine izin vermek için bulunuyoruz.

Onlar yeni ve farklı olduğundan, doktorlar nereye başvuracak? Ana- babalar nereye başvuracak? Öğretmenler nereye başvuracak? Onlar hiperaktif görünen, düşük bir dikkat süresine sahip olan, kuyrukta bekleyemeyen çocuklarla karşı karşıya. Tüm bu rahatsızlık belirtileri yumurta mı tavuktan, yoksa tavuk mu yumurtadan çıkar sorusuna uyuyor. Yani, hangisi önce gelmiştir: ADD mi, yoksa ADD'li çocuk mu? Bu bir kalıp tipine uymaktadır. Onlar bu konuda ne yapılacağını bilmemektedir. Eğer RİTALİN bu rahatsızlığı iyileştirseydi, durum farklı olurdu. Ben tıbbi bir araştırmaya girmek istemiyorum ama, belki biraz daha fazla çalışmayı gerektiren birçok iyi alternatif vardır ve çocuğunuz bu çalışmaya değer!

Eğer Ritalin ilacı iyileştirseydi, iyiydi. Ama iyileştirmiyor. O sadece bir yara bandı gibi belirtileri bastırıyor. Kaçınılmaz bir biçimde bu çocukların bu ilacı bırakıp yaşam deneyimleriyle başa çıkması gerekecek. Ve bu arada "uyuşturularak" yitirilen zaman ne
olacak?

Bu yazının devamını yazacağım ve ADD/ADHD hakkında bilgi vereceğim Jan Tober'dan. Sevgiyle...

Lee Carroll & Jan Tober. (2003) İndigo Çocuklar

İstanbul: Akaşa Yayınları

kedikedi   14 Eylül 2008 15:05  

Yeni Dünyanın Çocukları

İndigo ve Kristal Çocuklar

Mehmet Karaarslan

Aralık 2004 - Üçüncügöz Dergisi

Temel bir tanımlamayla başlarsak İndigo Çocuk, yeni ve olağandışı psikolojik nitelikler ve genelde görülmemiş davranış kalıpları sergiler. İndigo Çocuklar terimi bu çocukların çevresindeki aura renginden gelir. Aura renklerini görebilen Nancy Ann Tappe, 1982’de ‘Yaşamımızı Renk Yoluyla Anlama’ isimli bir kitap yayınladı. O bu kitapta bu çocukları İndigo Çocuklar olarak isimlendiriyor ve onlar hakkında bilgi veriyordu. Daha sonra Kryon isimli melek ABD’de yaşayan Lee Carroll’a kanallık yaparak önümüzdeki yıllarda oluşacak yeni dünya ve insanlık potansiyelini anlatıyordu; yeni düzeni kuracak “özel görevli” yeni çocuklardan bahsediyor ve bunları “İndigo” olarak adlandırıyordu.

Nancy Ann Tappe, dört farklı indigo tipinden bahseder ve her birinin bir amacı vardır:

1. İNSANCIL: Kitlelerle birlikte çalışacak olan insancıl indigolar yarının doktorları, avukatları, öğretmenleri, tüccarları, işadamları ve siyasetçileridir. Bu tip indigolara çoğunlukla hiperaktif tanısı konulur. Sosyaldirler ve her zaman herkesle dostça konuşurlar. Sakardırlar ve bazen frene basmayı unutup hızla duvara çarparlar. Onlar tek bir oyuncakla oynamayı bilmezler. Her şeyi ortaya döker ve sonra oyuncakların çoğunu hiç ellemeyebilirler. Onların gidip odalarını toplamalarını istiyorsanız, bunu kendilerine defalarca hatırlatmanız gerekebilir, çünkü dikkatleri kolayca başka şeylere kayabilir. Onlar odalarına gidip ortalığı toplamaya başlarlar, ama bu bir kitap dikkatlerini çekinceye kadar sürer. Sonra o kitabı alıp okumaya başlarlar, çünkü onlar birer kitap kurdudur.

2. KAVRAMCI: Kavramcı Indigo, insanlardan çok projelerle ilgilenir. Onlar yarının mühendisleri, mimarları, tasarımcıları, astronotları, pilotları ve subayları olacaklar. Onlar sakar değildir ve çocukken, çoğunlukla, çok atletik olurlar. Onların yönetme sorunları vardır, ve en çok yönetmeye çalıştıkları kişi, eğer oğlansalar, anneleridir. Kızlar babalarını yönetmeye çalışırlar. Eğer bunda başarılı olurlarsa, bu büyük bir sorun olabilir. Bu indigo tipi ergenlik çağında bağımlılıklara, özellikle de uyuşturucu haplara eğilim gösterir. Ana-babasının onun davranışlarını yakından izlemesi gerekir: ve o saklanmaya ya da “Odama girmeyin” gibi laflar etmeye başladığında, annesinin onun odasını araştırması gerekir.

3. SANATÇI: Bu indigo, diğerlerinden çok daha duyarlıdır ve genelde daha ufak tefektir. Onlar daha çok sanatla ilgilenirler, yaratıcıdırlar. Onlar yarının öğretmenleri ve sanatçıları olacaklar. Her neyle ilgilenirlerse ilgilensinler, onun yaratıcı yanında olacaklar. Eğer tıp alanına girerlerse, cerrah ya da araştırmacı olabilirler. Güzel sanatlar alanına girdiklerinde, yaratıcının yaratıcısı olurlar. Dört ila on yaşları arasında, on-beş farklı yaratıcı sanatı ele alabilir, biriyle beş dakika ilgilenip bırakabilirler. Bu yüzden, ressamların ve müzisyenlerin annelerine hep, “Aletleri satın almayın, kiralayın,” derim. Sanatçı Indigo beş-altı farklı müzik aleti de çalışabilir, sonra ergenlik çağına geldiğinde, onlardan birini ya da bir başka sanat dalını seçip onun sanatçısı olabilir.

4. BOYUTLARARASI: Onlar diğer indigolardan daha iri yarıdır, ve bir-iki yaşındayken onlara hiçbir şey anlatamazsınız. Onlar size, “Bunu biliyorum. Bunu yapabilirim. Beni rahat bırakın,” diyeceklerdir. Onlar dünyaya yeni felsefeleri getirecek olanlardır. Çok daha iri yarı olduklarından ve diğer üç tip gibi uyumlu olmadıklarından, zorbalık da yapabilirler.

İndigo Çocuklar Dünya'ya bir dizi hücresel talimatla gelmektedir.

Bu talimatlar; kıskançlık, nefret, hatta hayatta kalmaya çalışma ya da korunma talimatı değildir. Bu çocuklar büyüdüklerinde, birer yetişkin haline geldiklerinde onların sözleri ve niyetleri insanlık için önemli olacaktır ve şu soruları soracaklardır: "Dünya'nın sorunlarına nasıl çözüm bulabiliriz, ve hep birlikte nasıl hoşgörülü bir aile olabiliriz? Sürekli savaşmış olan kabileleri nasıl bir araya getirebiliriz?" Bu çocuklar binlerce yıldır insanoğlunun aklına gelmemiş bu değişiklikleri kolaylaştıran liderler olabilirler. İndigolar bir savaşçı ruhuna sahiptirler, çünkü onların ortak amacı insanlığa artık hizmet etmeyen eski yaklaşımları ortadan kaldırmaktır. Onlar burada dürüstlükten yoksun yönetim ve eğitim sistemlerini ve yasal sistemleri ortadan kaldırmak üzere bulunmaktalar. Bunu başarabilmek için, onların kızgın bir mizaca ve ateşli bir kararlılığa ihtiyaçları var. Kendilerini farklı ve çoğunlukla dışlanmış hissederler. Okudukları sınıflarda çevrelerine bakıp yalnız olduklarını düşünürler ve birçok bakımdan da öyledirler. Adeta, sanki beyinleri daha hızlı çalışmaktadır ve diğer çocuklarla birlikte aynı sınıfta olmak sonsuz bir sabır gerektirir. Çoğunlukla, öğretmenlerinin o kadar ilerisindedirler ki söylenenleri kavrayabilmek için kendi titreşimleriniyavaşlatmak zorunda kalırlar. Bu onlar için zordur ve bu yüzden birçoğu öğretmen konuşurken gözlerini boşluğa dikip bakar.

İndigolar değişime eğilimlidirler

İnsanların değişime direnmeleri doğal bir şeydir. Ancak, indigolar buraya değişime eğilimli olarak gelmişlerdir. Dolayısıyla, onlar ilk başta sorun çocuklar ya da baş belaları olarak görülebilirler. Onlar sizin sahip olduğunuz şeyleri değiştirmeye başlamaktalar. Bu bağlamda anne-babalara büyük sorumluluklar düşüyor: Önyargılarınızı, eğilimlerinizi bu çocuklara geçirmeye çalışmayın, çünkü onlar bunlara inanmayacak ve onları kabul etmeyecektir. Çocuğunuzu kendinizden uzaklaştırmanın bundan daha hızlı bir yolu olamaz, çünkü onlar sizin kendilerine geçirmeye çalıştığınız önyargıları görecek ve sizin bilgeliğinize saygı duymayacaklardır. Eğer bu çocuklar sizden daha zeki iseler bundan korkmayın. Öğretmenler olarak sizin için zor olabilir ama, onların sizin sınırlarınızı aşmalarını bekleyin ve onları buna teşvik edin, ve bunu başarı ölçünüz olarak bilin. Bu çocukları onlara ayrılmış o küçük kutuya uydurmaya çalışmayın. Bunun yerine, onların ne kadar ileri gidebileceklerini görün. Kapıyı açın.Onlara meydan okuyun. Onları öncelerinden daha iyi olmaya teşvik edin. Bunu bir oyun haline getirin, çünkü onlar oyunlara bayılırlar. Sınırlar koyarken yaratıcı olun. Bu çocuklara, yetişkin sorumluluk vermeden onlar yetişkinlermiş ya da yaşıtlarınızmış gibi davranırlar. Onları büyüklük taslamadan ve küçümsemeden dinleyin , saygı gösterin. Eğer onları sevdiğinizi söyler, ama saygısızca davranırsanız , onlar size güvenmeyeceklerdir. Bir indigo çocuğu yüzünden ve gözlerinden hemen tanıyabilirsiniz, onlar çok yaşlı, derin ve bilge bir ifadeye sahiptirler.

İndigo Üstatlar buraya bir misyonla gelip şöyle diyor: “Biz bu gezegenin şu ya da bu yolla Tanrısal Dişi’ye geçmesine yardım edeceğiz. Biz bunu dünyaya gelip bir sevgi örneği oluşturarak yapacağız. Siz bize nasıl davranacağınızı öğreneceksiniz ve bunu öğrenirken birbirinize de sevgiyle davranmayı öğreneceksiniz.”

Kristal Çocuklar, İndigo Çocuklar'dan sonra dünyaya gelmiş olan yeni kuşaktır, çoğunlukla 1995'te ve o yıldan sonra doğmuşlardır. Yoğun, uzun ve dikkatli bakan iri gözleri vardır. Mıknatıs gibi çeken manyetik kişiliklere sahiptirler ve son derece sevecendirler. Çoğunlukla geç konuşmaya başlarlar. Çok müzik yönelimlidirler ve daha konuşmaya başlamadan önce şarkı söyleyebilirler. İletişim kurmak için telepatiyi ve kendi yarattıkları işaret dilini kullanırlar. Onlara otizm ya da Asperger sendromu tanısı koyulabilir. Sakin, tatlı ve şefkatlidirler, bağışlayıcıdırlar. Son derece duyarlı ve empatiktirler. Doğaya ve hayvanlara çok bağlılık duyarlar, şifacılık yetenekleri sergilerler, kristaller ve kayalar ile çok ilgilenirler.

Sık sık meleklerden, rehber ruhlardan ve geçmiş yaşam anılarından söz ederler. Son derece sanatçı ve yaratıcıdırlar. Vejetaryen yemeklerini ve meyve sularını "normal yiyeceklere" tercih ederler. Şaşırtıcı bir denge duygusuna sahip korkusuz araştırıcılar ve tırmanıcılar olabilirler. Bu çocuklar, İndigolar gibi son derece psişik ve duyarlıdırlar, ama onlar gibi savaşçı ruhlu ve öfkeli değil, mutlu, bağışlayıcı ve sakin yaradılışlıdırlar. Kristal Çocuklar içsel ve dışsal olarak çok güzeldirler; gözlerine bir kez baktığınızda, onlardaki Tanrısal sevgiyi ve bilgeliği görebilirsiniz. Onların auraları parlak ve harelidir; adeta içlerinden ışık saçarlar! Geçmiş yaşamlarından, uzak galaksilerden, barış ve sevgiyle ilgili derin içgörülerinden söz ederler.

Kristal Çocukların iki asıl niteliği vardır. Birincisi, onlar sizin çoğu zaman sihirli olarak göreceğiniz yeteneklerle son derece güçlüdürler. İkinci olarak, onlar daha düşük titreşimsel enerjilere karşı olağanüstü hassaslıkları ile son derece kolay incinirdirler/korunmasızdırlar. Kristal Titreşimli Çocukların çok - boyutlu iletişim yeteneği vardır. Onlar, sadece sizin düşüncelerinizi okumazlar, ayrıca daha önemlisi sizin kalbinizi de okurlar. Dünya üzerinde onların sayıları arttığı zaman, onlar arasında anlık iletişimler göreceksiniz. Onların kendi enerji anlayışları ve ışığı kendi varlıkları içinde kırma yolları, onlara psikokinetik yetenekler sağlar. Onlar, zihinleriyle eşyaları hareket ettirebilirler. Daha önemlisi maddeyi düşünceleri ile aradan zaman geçmeden yeniden düzenleyebilirler. Bizim için, bu oldukça eğlendiricidir, kendi eğlenceniz için büyük zihin güçleri olan uzaylıların dünyanızı ele geçirmesi ile ilgili hikayeler yaratmanız çok uzun zaman önce değildi. Siz şimdi bunun gerçek olduğunu keşfedeceksiniz, ancak onlar gerçekte sizin kendi çocuklarınızdır.

Kristal Titreşimliler çevrelerindekilerin kalplerindeki korkuyu kolayca hissederler. Onlar korkuyu hissettiklerinde ve bilinçsiz olarak güçlendirilmiş duygular olarak onu geri yansıttıklarında meydan okuma gelir. Bu, daha düşük titreşimli insanların garip reaksiyonlarına neden olur. Bu nedenle, bu Kristal Titreşimliler korkuyu dilemeden hafifçe yürürler. Bu korku geri yansıtıldığında, o tüm insanlığa zararlı olan reaksiyonlara neden olabilir. Bu nedenle, ilk gelen Kristal Çocuklar sığınaklarda gizlenirler. Onlar düşük profilleri kabul ederler ve genellikle yeteneklerini toplum içinde göstermezler. İlk bakışta bu onların uysal ve kibar/ılıman görünmelerine neden olur. Bunu onların güçsüz oldukları şeklinde yanlış yorumlamamak gerekir. İlk gelen Kristal Çocukların ebeveynleri onları gizlemeye ve güvende tutmaya çalışacaklar. Bu, insanlar korku için gereksinimlerini salıverdikleri zaman değişecektir. Kristal Titreşimli Çocukların fiziksel varlıklarında daha fazla ışık taşımalarına izin veren kristalin bir yapıları vardır. İlgileri olmayan şeyleri geri yansıtmalarına neden olan bu kristalin yapıdır. Güçlü oldukları için, onlar sadece ilgileri olmayan enerjileri geri yansıtmazlar, ayrıca o enerjiyi güçlendirirler. En az 150 yıl içinde bu nitelikler sıradan olacak, ancak bunları fiziksel formlarında ilk taşıyanlar hatırı sayılır meydan okumalar deneyimleyebilirler.

Kristal Titreşimli Çocuklar daha önce hiç görülmemiş sihirli niteliklere sahiptirler. Her şeye sevgiyle bakan, ve tüm düşüncelerimizi okuyabilen, hissettiğimiz her duyguyu hissedebilen; perdenin ötesini görebilen ve yalanlara, aldatmacaya kapılmadan konuşabilen varlıklardır. Kristal Çocukların doğal, ruhsal yetenekleri de yanlış anlaşılır -özellikle, telepati yetenekleri, çünkü bu yetenek çoğunlukla onların diğer çocuklardan daha geç konuşmalarına neden olur. Kristal Çocukların birçoğu geç konuşmaya başlar ve onların ancak üç ya da dört yaşında konuşmaya başlamaları seyrek görülen bir şey değildir. Ama, ana babaları bu sessiz çocuklarla iletişim kurmakta hiç zorlanmazlar. Ana babaları onlarla zihinsel olarak iletişime girerler; ve Kristaller söylemek istedikleri şeyi karşı tarafa iletmek için telepatiyi, kendilerinin oluşturdukları bir işaret dilini ve (şarkı da dahil) sesleri kullanırlar.

Sorun, tıp ve eğitim uzmanlarının, Kristallerin "anormal" konuşma kalıplarına sahip olduklarına hükmettiklerinde ortaya çıkar. Kristal Çocukların sayılarının giderek artması ve koyulan otizm tanılarının da artıp rekor sayıya ulaşması bir rastlantı değildir! Otizmin tanısal kriterleri çok açıktır: Otistik kişi diğer insanlardan kopuk bir halde kendi dünyasında yaşar. Otistik kişi diğeriyle iletişim kurmaya ilgi duymadığı için konuşmaz. Kristal Çocuklar ise bunun tam tersidir. Onlar geçmiş tüm kuşaklar arasında insanlara en bağlı, konuşkan, ilgili ve sokulgan olanlardır. Onlar ayrıca felsefidirler ve ruhsal olarak yeteneklidirler ve görülmemiş bir sevecenlik ve duyarlılık düzeyi sergilerler. Her ne zaman birisine bir şey yaptırtmaya kalkışsak, o bireye kendi irademizi dayatıyor oluruz. Bu nadiren işe yarar, ve hemen her zaman güç mücadeleleri yaratır. Bu özellikle, indigo çocuklar gibi son derece sezgisel bireylerle kurulan ilişkilerde geçerlidir. Hayvanlar gibi, onlar da sizin onları yönetme arzunuzun altında yatan korkuyu hissedebilirler. Onlar sizin "kazanma" girişimlerinize baş kaldırırlar, çünkü korkunuz onları korkutur. Onlar sizin dingin ve güvenli olmanızı isterler. Siz çocuklarınızı zorladığınızda, onlar güvensiz hale gelir ve korkarlar.

Yaşayan canlı bir varlık olan Dünya da kristalin şekle dönüşmek üzeredir. Gezegenin manyetik ızgara ayarlamaları hemen hemen bitmek üzeredir. Kryon'un Dünya üzerindeki manyetik ızgaraların hazırlanması ile ilgili çalışması bir kaç ay içinde tamamlanacak. Bu Dünya'nın daha yüksek frekansta titreşmesini kolaylaştıracak ve tüm insanların kendi gerçek güçlerini fiziksel formlarında tutmalarına yardım edecek. İlave olarak Kristal Çocukların yerlerini almalarına izin verecek. Bu kozmik olay enerjiyi set edecek ve Kristal Titreşimli Çocukların insan tekamülünde bir sonraki basamağı almaları için kapıyı açacak.

Son zamanlarda içinden geçmiş olduğumuz enerjideki değişimler nedeni ile, çoğumuz alışkın olmadığımız bu niteliklerden bazılarını geliştirmeye başladı. Bu değişimler, her birimizin içindeki Kristal Çocuğun uyanışından kaynaklanmaktadır. Titreşimlerimizi Kristal Çocukların titreşimine yükselttiğimizde biyolojik bedenimizde taşıyacağımız yüksek gücü taşıyabilmemiz için biyolojimizi değiştirmemiz gerekecek. Amerikalı bir medyum olan Steve Rother’a kanallık yapan “Grup”, bu kristalleşme sürecinin iki yolu olduğunu söylüyor: Bunlardan biri “OverLight” denilen bir süreçtir. Bu süreçte burada kalıp mevcut biyolojimizi yüksek titreşimlere uyumlamamızı sağlayacak. Geriye kalanlarımız ise bir dahaki sefere Kristal Çocuklar olarak enkarne olacaklar. Kristal Çocuklar, DNA’larının on-iki ipliği de tam birleşmiş olarak doğmaktalar.

Şu anda bu dünyada bulunan çocukları zor zamanlar beklemektedir, çünkü Kristal Titreşimli Çocuklara yer açmak için epey değişim gerekli olacaktır, bu değişimleri de İndigo’lar sağlayacaklardır. İndigolar, Kristal Çocukların gelebilmeleri için yolu açanlardır.

Derleme Kaynakları:

Lee Carroll & Jan Tober (2003). "İndigo Çocuklar -Yeni Çocuklar Geldiler-" İstanbul: Akaşa Yayınları

Doreen Virtue, Ph.D. (2004). "Kristal Çocuklar" İstanbul: Akaşa Yayınları

Steve Rother & GRUP (2003). "Yuvaya Hoşgeldiniz" İstanbul: Akaşa Yayınları

Lee Carroll & KRYON (2002). "2000: Eşiği Geçmek" İstanbul: Akaşa Yayınları

Alıntı Kaynak: Üçüncügöz Dergisi 13. Sayı

kedikedi   14 Eylül 2008 15:03  

Jan Tober ile Bir Görüşme

Röportaj: Rick MARTIN

Büyük üstat öğretmen 2000 yıl önce söyle dedi: "Çocuklara ne mutlu. Bu çocuklar, tüm dünyayı sevgi yoluna döndürecek rehberler olacak."

Birçok insan için günümüzün çocuklarında çok özel bir şeyin bulunduğu yeni bir haber değildir. Bu durum bir süredir devam etmektedir. Bu modern çağ fenomeninin öncüleri "öncülerinin" yirmi yıl gibi uzun bir zaman önce dogmaya başladığını söyleyenler var. Gordon Michael Scallion gibi fütüristler yıllardır onların gezegenimize gelişinden söz etmekteydi, ve Scallion onları Mavi Çocuklar olarak isimlendirmekteydi. İnsan bedeninin aurasını görme yeteneğine sahip Nancy Ann Tappe ise onlara indigolar adini vermişti.

Bu "süper çocukların" mevcudiyeti ne anlama geliyor? Onların mesajları ne? Şimdi burada olmalarının amacı ne? Bu sadece hayal ürünü bir fikir mi, yoksa bir realite mi? İndigolar nedir, ve onları İndigo yapan nedir?

Bu görüşmeyi ayarlamak birkaç ay aldı, ama en sonunda bu büyüleyici konuyu ele alan "İndigo Çocuklar" adlı çok ilgi çeken kitabın iki yazarından biri olan Jan Tober ile görüşebildim. İndigo Çocuklar bence her ana babanın, öğretmenin ve okul yöneticisinin okuması gereken bir kitap. Eğer sizin de ele avuca sığmaz, "çok hareketli bir çocuğunuz varsa, eğer sizin çocuğunuza da Dikkat Eksikliği (ADD) ya da hiperaktiflik (ADHD) teşhisi konmuşsa, o zaman bu kitabı mutlaka okuyun! O her kütüphanede bulunması gereken bir kitaptır.

Kuşkusuz, bir buçuk saatlik görüşme sırasında bu konuyu ancak yüzeysel olarak ele alabildik. Ama, eğer siz dünya için hiçbir umudun olmadığını düşünüyorsanız, bu öykü kesinlikle size umut ve cesaret verecektir! Şimdi Jan Tober ile bu olağanüstü, merak uyandırıcı, güçlü, kışkırtıcı ve sık sık da sabır tüketici “yaşlı” çocuklar konusunu konuşalım.

Martin: Temel bir tanımlamayla başlayalım. İndigo Çocuk tam olarak nedir?

Tober: Bize doğru gelen tanımlama şudur: İndigo Çocuk yeni ve olağandışı psikolojik nitelikler, ve genelde görülmemiş davranış kalıpları sergileyen bir çocuktur.

Martin: Siz “İndigo Çocuklar” terimine nasıl ulaştınız?

Tober: İndigo Çocuklar terimi bu çocukların çevresindeki aura renginden gelir. 1970’den beri tanıdığım arkadaşım Nancy Ann Tappe 1982’de ‘Yaşamımızı Renk Yoluyla Anlama’ isimli bir kitap yayınladı. O bu kitapta bu çocukları İndigo Çocuklar olarak isimlendiriyor ve onlar hakkında bilgi veriyordu.

Nancy Ann Tappe rengi nasıl görmekte? Bu ne kadar doğru bir görüştür? Nancy’ye, iki nörolojik sisteminin kesiştiği teşhisi konulmuştu, ve bu onun insan aurasını görebildiği bir durum yaratıyor. O bir Kirlian fotoğraf makinesi gibi, elektromanyetik alanları, renkleri ve frekansları görüyor. O harika bir insan ve olağanüstü bir danışman ve öğretmendir.

Nancy yıllar önce felsefe doktorası üzerinde çalışırken yeni doğan bazı çocukların bir başka aura rengine sahip olduğunu fark etti. O, 1980’den itibaren doğan çocukların yüzde 80’inin İndigo olduğunu söylüyor. Ve 1995’ten beri, bu yüzde burada ne olup bittiğine bakmamızı gerektirecek kadar çok yükseldi.

Gezegene yeni bir Üstatlar kuşağının geldiğini görüyoruz; onlara “Yıldız Çocuklar”, “Mavi Çocuklar” deniyordu, ve şimdi, Nancy’nin çalışmasından ötürü, onlara “İndigo Çocuklar” deniyor. Onlar bizim gelecek için umudumuzdur.

Biz odağı elimizden geldiği kadar pragmatik tutmaya çalışıyoruz, çünkü dışarıda küçük bedenlerde bulunan ve çoğu durumda, ana-babalarından daha çok şey bilen çok yaşlı ruhlarla başa çıkmaya çalışan birçok ana-baba var!

Peki, ana-babalar bu konuda ne yapabilir? Alternatifler hakkında bazı fikirleri olan metafizikçiler/ana-babalar var. Ancak, ana-görüş dünyasında, onların bizim kitabımız ve yayınlanacak olan birkaç kitabın dışında nereye başvurabileceğini bilmiyorum.

Martin: Size bir sürü standart sorunun sorulmuş olduğundan eminim, ve benim sorularımın o kadar standart olup olmayacağından emin değilim. Hemen bazı derin veçhelere girme k istiyorum. Ama önce merak ettiğim bir şeyi soracağım.: bu kitap yayınlandığından beri aldığınız karşılığın yoğunluğu sizi şaşırtıp bunalttı mı?

Tober: Evet ve hayır. Her zaman insan mükemmel bir zamanlamaya sahip bir şeyin ortasındayken aldığı karşılık onu biraz şaşırtıp bunaltabilir.

Martin: Güzel bir yanıt.

Tober: Çocuklarla ilgili bu bilgi bana 70’li yılların ortasında, Nancy ile karşılaştığım dönemde sezgisel olarak geldi, o sırada Nancy’nin de bu bilgiyle yakından ilgili olduğundan, Nancy İndigo Çocuklardan pek söz etmiyordu. Ancak, ben o sırada çocukların bana gelip kim olduğunu, buraya neden geldiğini, ana-babasının kim olduğunu, ve onlarla arasındaki karmik ilişkiyi anlattığı rüyalardan uyandıktan sonra değişik bebeklere ve küçük çocuklara çekildiğimi görüyordum. Onların gözlerine bakıyor, orada bu küçük bedenli yaşlı ruhları görüyordum. Sonra çevremdeki arkadaşlarıma, “Çocuklarda bir farklılık dikkatinizi çekiyor mu?” diye soruyordum. Ve onlar, “Eh, biraz...” diyordu.

Ben bunun bu dünyada bulunma nedenlerimizden biri olduğunu biliyordum. Ve Lee ile birlikte yaptığımız çalışmadan, bunun kesinlikle onun misyonunun da bir parçası olduğunu biliyordum. Bu açıdan, kitaba aldığım karşılık beni şaşırtmamıştı. Bunun yapılması gerektiğini biliyordum. Sanki çok güçlü iki el beni yaşamımın o anına doğru itiyordu. Ve sonra, özellikle son dört yıldır dünyayı dolaşırken, görüştüğümüz birçok ana-baba, çocuk bakıcısı ve öğretmen bazı çok olağandışı yaşlı ruhlarla çalıştığını kabul ediyor ve bu sürecin onları nasıl bunalttığını anlatıyordu. Ve ana-babalar, “Ne yapmamız gerekiyor?” diye soruyordu. Onlar çocuklarının okul sistemiyle başa çıkmasına nasıl yardımcı olabileceğini de soruyordu. Durum onları o kadar çok bunaltıyor ve ilgilerini o kadar çok çekiyordu ki, kitabı yayınladığımızda onun zamanının gelmiş olduğunu biliyorduk!

Martin: Bu konuda yeni bir kitap yayınlamayı düşünüyor musunuz?

Tober: Ah, evet. Hay House yayınevi bizden bu konuda ikinci bir kitap hazırlamamızı istedi. Ayrıca okurlarımızın bizimle Kryon Web-Sitesi vasıtasıyla temas kurabileceklerini de bildirmek isterim.

Martin: Kryon nedir?

Tober: Kryon Web-Sitesi

Martin: Bu İndigo Çocuklar Web-sitesinden farklı bir Web-Sitesi mi?

Tober: Ah! (güler) Bu sizin için bütünüyle başka bir röportaj konusu. Siz hiç Kryon kitaplarını duydunuz mu?

Martin: Hayır.

Tober: Lee ve ben İndigo Röportajlarında bu konudan pek söz etmeyiz, çünkü İndigo kitabı ana-görüş kamuoyunu hedeflemektedir. Biz yardıma ihtiyacı olan ve çocuklarına Ritalin ilacını vermeye zorlanan o ana-babalara yardım etmek istiyoruz. Ne demek istediğimi anlıyor musunuz?

Kryon’a gelince: Lee ve Ben tüm dünyayı dolaşıp -Üstat bir melek olan- Kryon’un öğretileri hakkında konuşuyoruz. Son üç yıldır Birleşmiş Milletler’de de konuştuk. Lee, Kryon’a kanallık yapıyor, ve ben de Kryon grubunun dişi veçhelerine kanallık yapıyorum. Meditasyonlar yaptırıyorum. Birlikte dengeleme yapıp grup enerjisinin değişmesine yardımcı oluyoruz. Bu yıl sadece Fransa ve Belçika’da iki günde dört bin insana hitap ettik. Bu hayret verici bir şeydi! Çalışmalarımız temelde “realitemizi biz kendimiz yaratırız” fikri çevresinde merkezlenir, bu kesinlikle yeni bir kavram değildir, ama bizim işimiz insanların güçlerine yeniden kavuşmasına, güçlerini hatırlamasına yardımcı olmak için bu bilginin tekrar tekrar geldiği temiz kanallar olmaktır.

Martin: Konu dışı bir şey ama aklıma gelmişken sorayım, siz Paul Dong ve Thomas E. Raffill tarafından yazılan Çin’in süper Psişikleri adlı kitabı duydunuz mu?

Tober: Bu Drunvalo Melchizedek’in sözünü ettiği kitap değil mi?

Martin: Evet.

Tober: İnsanlar bize bu konuda mektuplar gönderiyor, ve Drunvalo seminerlerinde bizim kitabımızı tanıtıyordu. O harikulade bir öğretmen.

Martin: Evet, öyle.

Tober: Ve biz bu süper-psişiklerin hepsinin İndigo olduğu yönünde bilgiler alıyoruz.

Martin: Ben de öyle düşünmüştüm. Ve aynı şeyin her ülkede vuku bulduğunu, ama kimsenin bu konuda bir kitap yazmadığını, bu yazarların da sadece Çin’deki çocukları seçtiğini düşünüyorum.

Tober: Çin (ve özellikle Asya) çok ilginçtir. Nancy Tappe’e göre, şimdi Singapur’da doğan çocukların hepsi İndigo’dur. Singapur, Çin’e yakın bir bölgedir. 1998’de Singapur’da çok önemli bir seminer yaptık ve Kryon orada açılan bir kapıyı anlattı. Nancy bana söz konusu bilgiyi ben ona bu kapıdan söz etmeden önce verdi. Lee’nin benim, daha seminere başlamadan önce, bulunduğumuz alanın enerjisini temizlemek için epey çalışmamız gerekti.

Martin: Bu anlamlı geliyor.

Tober: Bu yolculuk bizim için birçok yönden zorlayıcıydı, ama bu temizliği ve semineri yaparak hareketin bir kısmının odaklanmasına, İndigo çocukların oraya gelmesine yardımcı olduğumuzu bildiğimizden çok ödüllendiriciydi de.

Bu üstatların sağ-beyinli bireyler olarak sol-beyinli bir dünyaya gelmesi... temelde bizim başa çıkmaya çalıştığımız şey budur. Aslında, onlar sağ ve sol beyinleri bütünleşmiş ruhlardır, ve bununla biz eskisinden daha fazla sağ-beyinli bilinci, yani gelişmiş sezgiyi vs. deneyimliyoruz.

Martin: Bu çaba gerektiren bir durum olmalı.

Tober: Sanırım siz de bunu bizim kadar işitiyorsunuzdur, ama biz tam bu zamanda dünyaya gelen Tanrısal Dişi enerjiden söz ediyoruz. (adeta, son üç bin yıl Tanrı’nın “nefes verişi” olmuştur, ve şimdi biz Tanrıça’nın “nefes alışına” geçiyoruz)

Martin: Bunların yanı sıra, sizinle Dikkat Eksikliği (ADD) ve hiperaktiflik (ADHD) şeklindeki yanlış teşhisler, ve bu çocukları uyuşturmak için kullanılan Ritalin ilacı hakkında da konuşmak istiyorum. Siz bu ilaçla uyuşturulan, ve sizin kanınızca yanlış teşhis konulan birçok indigo ile karşılaştınız mı?

Tober: Ben bir sezgisel danışman olarak çalışıyorum. Danışmanlık yaptığım kişilerin çoğu çocuklarına Ritalin vermiyor. Onlar doğal olarak başka alternatiflere başvuruyor. Ancak, daha geniş bir kesit içeren bazı dinleyici gruplarımızda, dinleyicilerin, kendileri bu yolu onaylamasa da, “Görümcemin çocuğu, yeğenim, komşumun çocuğu bu ilacı kullanıyor” dediği oluyor. Onlar, kendilerini öyle olmasa da başka İndigo ana-babalarını, bakıcılarını, v öğretmenlerini tanıyor.

Kitabımızda Ritalin üretimindeki artışın yüzdesini vermiştik: “Son sekiz yılda Ritalin üretimi yedi kat arttı,ve bunun yüzde doksanı Birleşik Devletler’de tüketildi.” Son birkaç yıldaki gidişat açıktır: ADD ya da ADHA teşhisi konmuş çocuklara Ritalin reçetesi yazılmasının oranı 1989’da yüzde 55’ken, bu oran 1996’da yüzde 75’e çıkmıştır. Ve bizce gerçek yüzde bundan da yüksektir.

Ne olmaktadır? Olan şu ki, biz Dünya’ya gelen yeni varlıklarla, yeni bir paradigmayla karşı karşıyayız. Onlar sol beyinli olmanın onurlandırıldığı, sağ beyinli olmanın –ki bunlar sanatçılar, müzisyenler, dansçılar, ressamlar, yazarlar ya da yaratıcı düşünürlerdir- pek onurlandırılmadığı sol-beyinli bir topluma geliyor. İndigolar ise sağ ve sol beyni bütünleştirmiştir, ve onlar bizim bu beyin-yarıküreleri konusunda dengeye kavuşmamıza yardım edecektir.

Böylece, onlar sol-beyinli bir dünyaya gelmektedir. Onlar burada onur ve şans elde edebilmek, gerçekten saygı görebilmek için o eski sisteme uymaya çalışmak zorundadır. Bu rujlar, Üstatlar olarak, gerçeği bilmekte ve bizim sağ-beyin tarzını onurlandırmaya doğru ilerlediğimizi bilmektedir, ve onlar bu tarzın önemli bir parçasıdır.

Böylece, onlar eski tarza uymayacaktır. Onlar burada bir misyon yaşamı için bulunmaktadır, ve bu çok önemli bir bildirimdir. Onlar burada bir misyon yaşamı için bulunmaktadır! Onlar burada eski tarza uymak için bulunmamaktadır. Biz burada onları anlamak, onlardan öğrenmek, ve onların bize yeni bir varoluş biçimini öğretmesine izin vermek için bulunuyoruz.

Sorunuza geri dönersek: Onlar yeni ve farklı olduğundan, doktorlar nereye başvuracak? Öğretmenler nereye başvuracak? Onlar hiperaktif görünen, düşük bir dikkat süresine sahip olan, kuyrukta bekleyemeyen çocuklarla karşı karşıya. Tüm bu rahatsızlık belirtileri yumurta mı tavuktan, yoksa tavuk mu yumurtadan çıkar sorusuna uyuyor. Yani, hangisi önce gelmiştir: ADD mi, yoksa ADD’li çocuk mu? Bu bir kalıp tipine uymaktadır. Onlar bu konuda ne yapılacağını bilmemektedir.

Eğer Ritalin bir rahatsızlığı iyileştirseydi, durum farklı olurdu. Ben tıbbi bir tartışmaya girmek istemiyorum ama, belki biraz daha fazla çalışmayı gerektiren birçok iyi alternatif vardır, ve çocuğunuz bu çalışmaya değer!

Eğer Ritalin ilacı iyileştirseydi, iyiydi. Ama iyileştiremiyor. O sadece bir yara bandı gibi belirtileri bastırıyor. Kaçınılmaz bir biçimde, bu çocukların bu ilacı bırakıp yaşam deneyimleriyle başa çıkması gerekecek. Ve bu arada uyuşturularak yitirilen zaman ne olacak?

İndigo oluşumuyla karşı karşıyayız. İndigo Üstatlar, buraya bir misyonla gelip şöyle diyor: “Biz bu gezegenin şu ya da bu yolla Tanrısal Dişi’ye geçmesine yardım edeceğiz. Biz bunu dünyaya gelip bir sevgi örneği oluşturarak yapacağız. Siz bize nasıl davranacağınızı öğreneceksiniz, ve bunu öğrenirken birbirinize de sevgiyle davranmayı öğreneceksiniz.” Yani, bu tüm bunların en önemli sonucudur. Biz İndigo Çocuğu nasıl seveceğimizi, onunla nasıl birlikte olacağımızı, ve onu nasıl iyileştireceğimizi öğrendiğimizde, birbirimize de en yüksek düzeyde nasıl davranacağımızı öğrenmekte olacağız. Onların bize öğretmekte olduğu şey budur.

THE SPECTRUM GAZETESİ

Ocak 2001

Kaynak: İndigo Çocuklar: Yeni Çocuklar Geldiler! Lee Carroll & Jan Tober

kedikedi   14 Eylül 2008 15:02  

İndigo Çocuk Tanımı:

Bir dizi yeni ve olağandışı psikolojik nitelik sergileyen ve genelde daha önce belgelenmemiş davranış biçimi gösteren bir çocuktur. 1970'li yılların sonunda doğmaya başladıkları için bugün birçoğu yetişkindir. Bugün dünyada doğan bütün çocuklar İndigo potansiyeliyle doğmaktadırlar.

--------------------------------------------------------------------------------

--------------------------------------------------------------------------------

İndigo Çocukların Ortak Özellikleri:

Onlar dünyaya bir asalet duygusuyla gelir ve çoğunlukla da öyle davranırlar.

“Burada olmayı hak ettiklerini” hisseder ve başkalarının bu hissi paylaşmadıklarını görünce çok şaşırırlar.

Kendi değerlerini iyi bilirler.

Mutlak otorite karşısında zorluk yaşarlar.

Ritüel yönelimli ve yaratıcı düşünce gerektirmeyen sistemlerde düş kırıklığı yaşarlar.

Çoğunlukla, evde ve okulda işleri yapmanın daha iyi yollarını görürler, bu da onların “sistem yıkıcılar” (herhangi bir sisteme uyum sağlayamayanlar) gibi görünmelerine neden olur.

Suçluluk duygusu verilerek disipline sokulmaya karşılık vermeyeceklerdir.

İhtiyaçlarını bildirmekten çekinmezler.

Sırada beklemeyi sevmezler.

--------------------------------------------------------------------------------

İndigo Çocukları Yetiştirirken Dikkat Edilmesi Gereken Konular

Sınırlar koyarken yaratıcı olun. Bu çocuklara, yetişkin sorumluluk vermeden onlar yetişkinlermiş yada yaşıtlarınızmış gibi davranırlar. Onları büyüklük taslamadan ve küçümsemeden dinleyin, saygı gösterin. Eğer onları sevdiğinizi söyler, ama saygısızca davranırsanız, onlar size güvenmeyeceklerdir.Bir indigo çocuğu yüzünden ve gözlerinden hemen tanıyabilirsiniz, onlar çok yaşlı, derin ve bilge bir ifadeye sahiptirler.

--------------------------------------------------------------------------------

İndigo Çocuğu Disipline Sokmak

1. Çocuğu her zaman bilgilendirin ve işin içine katın.

2. Basit açıklamalarla potansiyel yanlış anlamayı önleyin.

3. Çocuğunuza tepkisel davranmayın.

4. Emirler vermekten kaçının.

5. Bir durumu ortaya çıktığı anda çözüme kavuşturun.

6. Çocuğunuza vurmayın ve kaba sözler söylemeyin.

7. Sevginizi açıkça gösterin.

kedikedi   14 Eylül 2008 15:01  

Zamane değil indigo çocuklar

Zeki, bilgece konuşan, yetenekli ve biraz da anlaşılmazlar... Uzmanlar yeni bir dünya düzeni kuracaklarına inanılan "İndigo çocuklar"ın gerçekten özel olarak gönderilmiş varlıklar mı yoksa zamane çocukları mı olduğunu araştırıyor
Beyinlerinin her iki lobunu da mükemmel kullanan indigo çocukları anlamak için onlara yetişkin gibi davranmak gerekiyor

Aynı anda birden fazla konuyla ilgilenebiliyorlar. Kendilerine saygı duyulmasını, ciddiye alınmayı istiyorlar. Verdikleri cevaplarla herkesi şaşkına çeviriyorlar. Bunlar zamane değil, indigo çocuklar. Uzmanlara göre beyinlerinin sağ ve sol loblarını mükemmel kullanan bu çocuklar geleceğin çocukları. Onları anlamak için biraz çaba göstermek gerekiyor. Suadiye'de Bebeğim Kreş'in sahibi Ayla Özaygen de kendi oğlundan yola çıkarak indigo çocuklar üzerinde araştırmalar yapıyor.

Şu anda 19 yaşında olan oğlu Burak henüz bir yaşındayken babasının ona 'agucuk' yapmasına sinirlenerek "Bana öyle şeyler söyleme. Ya Burak ağabey ya da Burak Bey de" sözleri karşısında eşiyle şaşırıp kalmışlar. Ancak oğlunun bu davranışlarını zeki olmasına bağlayan Özaygen daha sonra Kyron dizisinden okuduğu kitaplarla oğlunun bir "indigo çocuk" olduğunu anlamış. Peki indigo ne demek? Dünyada ilk indigo kelimesinin duyulması Kyron isimli bir kitap dizisiyle başladı. Kitapta yazılanlara göre gelecek yıllarda oluşacak yeni dünya düzeninde özel görevli gelen çocuklar vardı ve bu çocuklara da indigo deniliyordu.

Bu kitaba göre indigolar dünyayı değiştirmeye, varolan bütün bilinç kalıplarını yıkmaya gelen savaşçı çocuklardı. Gözlerinde bir bilgelik ve diğer çocuklardan farklı özellikleri vardı. Ancak indigo'nun geniş kitlelerce duyulması ABD'li araştırmacı yazar Lee Carol ve Jan Tober'in yazdığı "İndigo Çocuklar" kitabıyla oldu. Bu kitaba göre de 1980'li yıllardan sonra dünyaya gelen çocukların birçoğu indigo niteliği taşıyor. Ancak özellikle 1990 ve 2000'li yıllara gelindiğinde bütün dünyada indigo çocukların sayısı artıyor. Türkiye'de ise indigo daha henüz yeni bilinmesine rağmen bu tür özellik taşıyan çocukların sayısının hiç de az olmadığı tahmin ediliyor. Ancak indigo çocuk sahibi olup olmadığınızı anlamak hiç de kolay değil. Çünkü bu çocuklar için hiperaktivite teşhisi de koyulabiliyor.

Kreşteki 30'a yakın indigo çocukla artık bu konuda bir uzman olan Ayla Özaygen ise indigo çocukları şöyle tanımlıyor. "İndigo çocukları farketmeniz için spritüel bir birikiminizin olması lazım. Çünkü bunlar normal bir bakış açısıyla baktığınız zaman hiperaktif, yaramaz, hatta isyankar, başkaldıran, çok bilmiş, ukala gibi gelebilir. O yüzden de sıradan anne babalar önce bunları bastırmak istiyorlar, sonra eğer bir farklılık olduğunu anlıyorlarsa psikoloğa ve psikiyatriste gidiyorlar. Bu sefer de bu çocuğu bastırmak için ilaç veriliyor. Ancak bu konuda bilinçli birilerine rastladıysa çocuğunun hiperaktif değil farklı bir çocuk olduğunu anlıyor. Çünkü bunlar asla şımarık ve zevzek çocuklar değil. Sadece ne istediklerini biliyor ve net bir şekilde ifade ediyorlar."

DETAYI SEVMEZLER
Özellikleri sıralamakla bitmiyor. 18 aylık İlayda yine kendisi kadar olan Melisa'nın altına kaçırmasını "Önemli değil Melisa, annen yıkayıp ütüledikten sonra yine o kıyafeti giyebilirsin" diye yorumluyor. Uzmanlar bu durumu "Bu çocuklar detaya takılmaz" diye açıklıyor. Kendi kreşine gelen çocukların annelerinin çocuklarıyla başedemedikleri için getirdiklerini de söyleyen Özaygen, "Evde bu çocukları bastırmaya çalışırsanız, kendilerine ve etrafına zarar veriyor. Ya saçını çekiyor ya kafasını duvara çarpıyor. Buradaki çocukların yüzde 90'ı indigo. Bakışlarından bir indigo'yu anlarsın. Adam muamelesini yaparsan derhal karşılığını alırsın. Sadece klasik anlamda çocuk muamelesi yapamazsınız.
Dilek Sancılı

kedikedi   14 Eylül 2008 15:00  

Dilek Sancılı hanımla iletişime geçmem mümkün mü acaba?

LaLinea   07 Aralık 2008 18:57  

İlk nesil indigo çocukların 1970 tarihinden sonra doğanlar arasından çıktığı kabul edilir, yine de daha önce indigolar küçük gruplar halinde dünyaya gelmişlerdir. İndigo çocuklar dünyaya bir dizi hücresel talimatla gelmektedirler, işte bu nedenle çocukken bile asla “çocuk gibi hissetmemişlerdir”. Tabi bu “çocukça davranmadıkları” anlamına gelmez, aksine içgüdülerine dur diyemedikleri için bazen aşırı öfkeli, yaramaz ve cinselliği erken uyanmış, hazır cevap çocuklar olabilirler.
İndigo çocuklara işlenen talimatlar; kıskançlık, nefret, hatta hayatta kalmaya çalışma ya da korunma talimatı değildir. Bu çocuklar büyüdüklerinde, birer yetişkin haline geldiklerinde onların sözleri ve niyetleri insanlık için önemli olacaktır ve şu soruları soracaklardır: “Dünya’nın sorunlarına nasıl çözüm bulabiliriz ve hep birlikte nasıl hoşgörülü bir aile olabiliriz?” Onlar kendiliklerinden zor şartlara uyum sağlarlar ve bunu başarabilmek için evren tarafından sürekli sınanırlar.
Zekâ mı Yoksa Doğuştan İşlenen Kodlar mı?
Çocukken bile erişkinlerin tüm duygu ve düşüncelerini okur, olayları ve sebeplerini anlarlar. Çoğunlukla, öğretmenlerinin o kadar ilerisindedirler ki söylenenleri kavrayabilmek için kendi titreşimlerini yavaşlatmak zorunda kalırlar. “Zeki, çok bilmiş, ukala, büyümüş de küçülmüş, kendini geliştirmiş” gibi görülseler de, benim kanaatimce bunları kendiliklerinden yapmadıkları “onlara doğuştan bir kod verildiğidir”.
Çünkü öyle bir duygu içindedirler ki erişkin dünyasına (kültür, dil, din sanat) her adım attıklarında “ben bunu zaten biliyorum” derler ve yaşından çok çok önce her türlü bilgiyi aç bir şekilde özümserler. Bunları anlamada ve yorumlarındaki becerileri genelde “süper zekâ” olarak adlandırılsa da zekâları kesinlikler yüksek olmakla beraber, bu durum zekâ kaynaklı değildir.
Yüksek Sezgi Gücü
Dünyaya daha önceden gelmiş ve yaşamış hissederler. Onlar için her şey hem yeni hem eskidir. Çok sık Deja-Vu yaşarlar (“ben bu anı önceden yaşamıştım” hissi).
Rehber rüyalar görürler, çocukluklarında doğaüstü olaylar yaşamış olabilirler. Ama sonrasında zekâlarını o kadar ön plana çıkarırlar ve bu durum insanlar tarafından o kadar rağbet görür ki (aynı zamanda hayatta kalma mücadelesi dolayısıyla), sezgileri geri plana atarlar. Aslında her zaman sezgileri tarafından uyarılırlar ve bu onların “büyük hatalar yapmalarını” engeller. Ama yine zihinlerini dinledikleri için türlü savaşları bitmeyebilir.
Liderlik
Bu çocuklar binlerce yıldır insanoğlunun aklına gelmemiş değişiklikleri kolaylaştıran liderler olabilirler. İndigolar bir savaşçı ruhuna sahiptirler, çünkü onların ortak amacı insanlığa artık hizmet etmeyen eski yaklaşımları toptan ortadan kaldırmaktır.
Onlar dünyada dürüstlükten yoksun yönetim ve eğitim sistemlerini ve yasal sistemleri ortadan kaldırmak üzere bulunmaktalar. Aslında hangi mesleği seçerlerse seçsinler, yaşları kaç olursa olsun, mutlaka bulundukları yerde lider olmayı becerirler.
Bunu otorite kurmak ya da baskı amacıyla yapmazlar ama yönetim ve organizasyona karşı kendiliğinden bir eğilimleri vardır ve insanları peşlerinden sürüklerler.
Aile Durumları:
Genellikler “iyi” denilebilecek anne babalara ya da düzenli ailelere sahip olmazlar. Bu durum dolayısıyla çok acı çekebilirler ama bu durum tamamen İLAHİ PLANIN bir parçasıdır.
Yaşamlarında çektikleri acılar, onların dünya üzerinde ve insanlar üzerinde gereken değişikliği yapmalarını sağlayacak ateşli bir doğaya sahip olmalarına neden olur.
Çünkü değişim getirebilmek için, onların kızgın bir mizaca ve ateşli bir kararlılığa ihtiyaçları vardır. Adeta, beyinleri daha hızlı çalışmaktadır ve diğer çocuklarla birlikte aynı sınıfta olmak bile onları içi sonsuz bir sabır gerektirir.
Aykırılık
Her zaman farklıdırlar, arkadaşları arasında sevilmekle beraber kendilerini her zaman onlardan farklı hissederler. Ergenlik çağına geldikçe gittikçe daha da yalnız ve uyumsuz olabilirler. Çünkü onlar bugüne dek sorulmamış sorular sorarlar.
Adaletsizliğe ve bağnazlığın her türüne (bilimde, dinde, sanatta, insan ilişkilerinde görülen) karşı çıkarlar. Sürekli “neden?” diye sordukları için otorite figürleriyle karşı karşıya gelirler.
Bazen o kadar aykırı olurlar ki, ergenlikleri erken cinsellik ve yanlış tercihler, alkol, uyuşturucuya sürüklenebilir. Zekâ seviyeleri oldukça yüksektir ama var olan enerjileri doğru şekilde yönlendiremediği için bu enerjilerini kendilerine ya da başkalarına zarar vermede kullanabilirler. 30’lu yaşların başında değişmeleri ve tüm yaşadıklarını sindirerek insanlık için hizmet etmeleri beklenir.
Sistem Yıkıcılar:
Yerleşik kültür ve toplum normlarına uymadıkları için sistem yıkıcılar (herhangi bir sisteme uyum sağlayamayanlar) olarak görülmelerine neden olur, okul ve iş hayatında sorunlar yaşarlar (uzlaşma becerisini geç yaşlarda edinirler). Hâlbuki onlar yüksek anlayışları ve farkındalığı getirmektedirler.
Dışlanmışlığı ve Uyumsuzluk Hissinden Dolayı Kendi Değerini Bilememe:
Ben indigoların “kendi değerlerini bilme konusunda” çok büyük sorun yaşadıklarını düşünüyorum.
Çünkü onlar disiplin edilmedeki zorlukları ve değişik bakış açıları nedeniyle daha küçüklüklerinden beri dışlanırlar ve eğer destek verici bir anne babadan yoksunlarsa –ki çoğunlukla öyledirler- kendilerini eleştirmeye başlarlar. Çünkü toplum sürekli onlara “yanlış olduklarını” ve “değişmeleri gerektiğini” söyler.
İndigo eğer bir kadınsa asla “erkek için ideal” ve “ toplumun beklediği” gibi bir kadın olamaz. Kesinlikle sorumluluk duyarlar ama bunları sırf “öyle olması gerektiği için” yapma konusunda bir inatları vardır. Erkekleri de tamamen aynıdır.
İşte bu nedenle indigolar her zaman bir şekilde yalnızdırlar. Çünkü karşı cins onlara bu özelliklerinden dolayı hemen çekilmekle beraber, yine aynı özelliklerinden dolayı hızla uzaklaşırlar. (nedendir çözemedim gitti :>)
Çocuğunuz Bir İndigo mu?
1. Disiplin ve otorite konusunda zorluk yaşıyor mu?
2. Yapması zorunlu olduğu şeyleri reddediyor mu?
3. Ritüel yönelimli ve yaratıcı düşünce gerektirmeyen sistemlerde hayal kırıklığına uğruyor mu?
4. Evde, okulda veya iş yerinde işleri yapmanın kolay yollarını görüyor mu?
5. Topluma ayak uyduramayan biri mi?
6. Suçluluk duygusu verilerek disipline sokulmaya karşılık vermiyor mu?
7. Yapmak zorunda olduğu görevlerden veya ödevlerden kolayca sıkılabiliyor mu?
8. Gerçekten yaratıcı mı? Sezgi yeteneği var mı?
9. Erken yaşlarda düşünceleri oluşmaya başladı mı?
10. Çok zeki görünüyor mu? Çok yetenekli mi?
11. Hayaller kuran biri mi? Spritüel (ruhsal) zekâ sahibi mi?
12. Çok yaşlı, derin ve zeki bakan gözlere sahip mi?
Yeni Nesil: Kristal Çocuklar
Şimdi 2. Nesil çocuklar geliyorlar. Onlara “Kristal Çocuklar” diyoruz ve 1990’dan sonra doğanlar kabul ediliyorlar. Onlar İndigo çocukların tersine ateşli savaşçılar değil; sakin, doğaüstü güçlerle donatılmış, bulundukları yere huzur getiren ve düzeni yumuşaklıkla değiştiren çocuklar olacaklar.

kedikedi   14 Eylül 2008 14:59  
 

son cevherler

topluluğa son katılanlar

  1. serpil44
  2. Hoop gitti kafa
  3. MricH
  4. onurkan
  5. keora
  6. alisen
  7. asslaydi
  8. askparolasi
  9. jaayse
  10. LaLinea
  11. Altosan
  12. MarjinalizM
  13. tozu
  14. kedikedi

tümü »
rapor et bu topluluğun kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.

pilli projeleri: pilli.com: kollektif bağımsız içerik | sosyomat.com: arkadaşını etiketle | put.io: online cloud storage